Genel
ÇOCUK OKULDA MI ÖĞRENİR, EVDE Mİ?
Geçen gün yolda, sırtında okul çantası olan bir çocuk, elindeki ambalaj köpüklerini koparıp yere atarak yürüyordu. Güler yüzle, “bunları yere attığında sokağımız kirleniyor. Lütfen yere atma,” dedim. Uyarımın özür ile karşılık bulmasını beklerken çocuk bana ters bir bakışla “Allah Allah!” diye cevap vermez mi 😊 Yere çöp atmanın neden yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım. O sırada babası olduğunu söyleyen bir beyefendi yanımıza geldi ve oğlu adına özür diledi. Uzaklaşırken babanın da çocuğuyla konuştuğunu gördüm. Sakin ama kararlı bir tavırla davranışının yanlış olduğunu anlatıyordu. Bu karşılaşma beni çok düşündürdü. Elbette birkaç dakikalık bir gözlemle bir çocuğun yetiştiği aileyi tanıyamayız. Ancak babanın yaklaşımı, [...]
BAŞKALARININ HAYATINI TAKİP EDERKEN KENDİ HAYATIMIZDA NELERİ KAÇIRIYORUZ?
O ne yapmış, bu nereye gitmiş? Kim kiminle buluşmuş, hangi restoranda yemek yemiş? Bir de yorumlara bakalım… Telefonu elimize aldığımızda niyetimiz birkaç dakika oyalanmak. Sonra bir paylaşım diğerini getiriyor. Bir videodan ötekine geçerken zamanın nasıl aktığını fark etmiyoruz. Başımızı kaldırdığımızda yarım saat, bazen bir saat geçmiş oluyor. Ardından tanıdık yakınma: “Hiçbir şeye zaman yetişmiyor!” Gerçekten yoğun olduğumuz günler var elbette. İş, ev, sorumluluklar… Ama bazen de zamanımızın bir bölümünü, bize pek bir faydası olmayan bir merakın peşinde harcıyoruz. Bir başkasının tatilinin bütün ayrıntılarını biliyoruz ama kendimiz açık havada yarım saat yürümeye fırsat bulamamışız. Hiç tanımadığımız insanların tartışmalarını okumuşuz ama aramak [...]
Sosyal Medya Kullanımı Günümüz Çocuklarını Yalnızlaştırıyor mu?
Çocuklarımız arkadaşlarının nerede olduğunu biliyor, ne yaptığını görüyor, saniyeler içinde mesajlaşıyor, yüzlerce hatta binlerce kişiyle aynı dijital ortamı paylaşabiliyor. Eskiden çocuklar sokakta buluşur, kavga eder, barışır, birlikte sıkılır, birlikte bir oyun icat ederlerdi. Bugün ise aynı odada yan yana oturan iki çocuğun bile birbirleriyle konuşmak yerine telefonlarına baktığını görüyoruz ☹ Üstelik sosyal medya yalnızca iletişim biçimini değiştirmedi. Çocuklar artık kendi hayatlarını başkalarının hayatlarıyla karşılaştırıyor. Kaç kişinin kendilerini beğendiğini görüyor. Bir arkadaş grubunun kendileri olmadan eğlendiğine anında şahit olabiliyor. Kabul edilmenin ölçüsü bazen bir arkadaşın samimiyeti değil, ekrandaki beğeni ve takipçi sayısı olabiliyor. ?? Bu durumlar henüz kişiliği gelişme aşamasında olan [...]
İndirim Çağında Premium Marka Olarak Kalmak Mümkün mü?
Bugün birçok marka, satışları düştüğünde çözümü ilk olarak fiyatını düşürmekte arıyor. Bir indirim bitmeden diğeri başlıyor;tüketici ise artık ürünün gerçek fiyatının hangisi olduğunu bilmiyor. İndirim, kısa vadede satış getirebilir; fakat süre uzarsa markanın değerini aşağı çeker. Çünkü sürekli kampanya yapan bir marka, müşterisine farkında olmadan şu mesajı verir: “Bu ürün, indirimsiz fiyatına değmez.” Premium marka olmak, sadece yüksek fiyatlı olmak değildir. Ürünün kalitesi, güven, uzmanlık, deneyim ve tutarlılıkla o fiyatın neden hak edildiğini gösterebilmektir. Elbette kampanya yapılabilir. Ancak kampanya, markanın satış stratejisi değil; kontrollü bir satış aracı olmalı ve kısa süreyle sınırlandırılmalıdır. Bence bugün markaların kendilerine sorması gereken önemli soru [...]
HOBİLERİMİZ BİRER BAŞARI PROJESİ Mİ?
Arkadaşım dans kursuna başlamayı düşünüyordu. Daha derse gitmeden “Bu yaştan sonra öğrenebilir miyim? Ya diğerleri benden daha iyilerse? Yeteneğim var mı acaba?” sorularını sormaya başladı. Halbuki dansa başlama sebebi müzik dinlemek, hareket etmek, keyifli birkaç saat geçirmekti. Bu sadece bir örnek. Resim yapacaksak ortaya güzel bir şey çıkmalı. Yabancı dil öğreneceksek bir işe yaramalı. Yürüyüşe çıkıyorsak adımlar sayılmalı, yakılan kalori hesaplanmalı. Bir süre sonra boş zamanlarımızın da hedefleri, ölçümleri ve performans değerlendirmeleri oluyor. İş hayatında sonuç odaklı olmaya alışınca, bu alışkanlığı özel hayatımıza da taşıyoruz sanırım. Zaman ayırdığımız her şeyin karşılığını görmek istiyoruz. “Bana ne kazandıracak?” sorusu, o hobiden aldığımız [...]
HAYATA KARŞI İŞTAHINI KAYBETMEK
Eskiden aynı evde birkaç kuşak bir arada yaşarmış. Gelen gelinler, doğan çocuklarla evin nüfusu artar; büyükler hayattan ayrıldığında sonraki nesil onların yerini alırmış. Çocuklar yalnızca anne babalarının değil, ailenin diğer fertlerinin de sevgisiyle büyürmüş. Elbette kalabalık evler yalnızlığı bütünüyle önlemiyordur ama sohbet etmek, bir derdi paylaşmak, birinin hayatına dokunmak için daha çok fırsat varmış. Bugün çocuklar eğitim ya da iş için evden ayrılıyor. Anne babalar baş başa kalıyor. Aile büyükleri de kendi evlerinde yaşıyor. Bazen aynı ailenin üç kuşağı, üç ayrı evde yalnızlaşabiliyor. Özellikle çocuk evden ayrıldığında evin ritmi değişiyor. Sofradaki sohbetler, gündelik telaşlar, birlikte yapılan planlar azalıyor. Aktif çalışma [...]
Dilimizi Kaybederek Global mi Oluyoruz?
Kültürün en önemli bileşeni dildir. Ancak biz özellikle son zamanlarda Türkçede karşılığı bulunan sözcüklerin yerine yabancılarını kullanmayı çağdaşlık sanıyoruz. Bir yandan da her şeyi kısaltan, kelimeler yerine harfler ve emojilerle iletişim kuran bir kuşak yetişiyor; edebi eserlere ilgisiz, okumaya tahammülü az. Sonuç: Dilimiz giderek daralıyor,değişiyor,dönüşüyor. Duygu ve düşüncelerimizi ifade etme biçimimiz de gittikçe sığlaşıyor. Örneğin; "vibe, zorbalamak, feedback, deadline,güno" aklıma ilk gelen ve Türk Dil Kurumu sözlüğünde yer almayan kelimeler.  Mesele yalnızca birkaç yabancı ya da uydurma sözcük değil. Biz dilimizle birlikte kültürümüzü de kaybediyoruz. Biz böyle uyduruk sözcükler kullanarak mı globalleşiyoruz? #Türkçe #Dil #Kültür #ZKuşağı #İletişim
Etik
Modern medyanın etik değerleri fütursuzca çiğnediği dijital çağda, içerik tüketicileri olarak sessiz kalmak suça ortak olmaktır. Geçtiğimiz günlerde evinde cansız bedeni bulunan bir sanatçının olay yeri görüntülerinin basına sızdırılması, sadece medyanın değil, dijital dünyadaki tüm profesyonellerin ve içerik tüketicilerinin durup düşünmesi gereken bir etik ihlalidir. Hız ve etkileşim çağında yaşıyoruz. Bir haberi ilk duyuran olmak, tıklanma oranlarını artırmak veya sosyal medyada görünürlük kazanmak ne yazık ki modern yayıncılığın en büyük motivasyonu haline geldi. Ancak bu yarışta çok temel bir sınır ihlal ediliyor: “İnsan onuru ve mahremiyet.” Bir kamu figürünün vefat haberini profesyonel sınırlar içinde vermek haberciliktir. Ancak bir insanın en [...]
Yapay Zeka Kimleri Koltuğundan Edecek?
Yapay zeka insanların işini elinden almayacak; yapay zekayı etkili kullanan insanlar, kullanmayanların yerini alacak. Asıl risk teknoloji değil, değişime direnmek. Çünkü artık rekabet, daha çok çalışanla teknolojiyi daha iyi kullanan arasında yaşanıyor. Bu bağlamda geleceğin liderleri, yapay zekadan korkanlar değil; onu doğru yönetenler olacak. #yapayzeka #lider
Tecrübe mi, Merak mı? Hangisi İnsanı Güncel Tutar?
İş hayatında yıllar geçtikçe tecrübe artar. Daha hızlı karar verip, riskleri daha erken görme becerisi gelişir.Ancak tecrübenin küçük bir tuzağı var:“Ben bilirim.” Bence bir insanın güncelliğini kaybetmeye başladığı yer tam da bu nokta.Çünkü dünya değişiyor,tüketici değişiyor,çalışanların beklentileri değişiyor,teknoloji ve iletişim biçimleri değişiyor. Dün bizi başarılı yapan bilgi, yarın bizi aynı yerde tutan alışkanlığa dönüşebiliyor.Yıllar içinde şunu öğrendim:Tecrübe insana yol gösterir, merak ise yeni yollar buldurur. Ben hala bilmediğim bir şeyle karşılaştığımda heyecanlanıyorum. Hala soru soruyorum,merak ediyorum,bildiklerimin yanlış olabileceği ihtimalini hep aklımda tutuyorum. Çünkü liderlik, her şeyi bilmek değil; öğrenmeye devam edecek kadar meraklı kalabilmek. Ben kendimi “nöbetçi öğrenci” olarak tanımlıyorum😊Sizce [...]